13 Temmuz 2010 Salı

yan koltuk

uzun süren yolculuklarda yanındakine dayanma, ondan destek alma güdülü bir arkadaş olma zorunluluğu hissedilir. tabi bu güdünün içine en büyük sorun olan can sıkıntısını katmamak olmaz. (dinlerken okuyalım)


yolculukların en güzel özellikleri: klima, rahat koltuk ve yan koltukta oturan hoşsohbet bir yabancıdır. kimi zaman dakikalar kimi zaman saatler süren bu yolculukta, tanınmayan birine anlatılan şeylerin dönüp dolaşıp seni bulmayacağının bilincinde olmayla pek bir hafifletir kişiyi. kendinize itiraf edemediklerinizi, hiç bahsetmediğiniz düşüncelerinizi anlatırsınız. bazen klişe cümlelerle tepkiler verirsiniz. 


yan koltuğa yaşlı birinin oturması demek, yol boyunca sizinle konuşacağı, uyursa horlayacağı ve sizin omzunuza düşeceği, yemek yerse ağzını şapırdatıp geğireceğini anlamına gelir genelde. siz de yol boyunca huzursuz ve rahatsız olacakmışsınız duygusuyla felaket bir yolculuk beni bekliyor diye üzülürsünüz. tamam ben de susmak bilmeyenlerden ve çekilmeyecek kadar rahatsız edenlerden hoşnut değilim ama her zaman bir şans verilmesinden yanayım. bir dinleyin bakalım belki size anlatacak güzel hikayeleri vardır. belki de canı çok sıkkındır ve anlatıp da rahatlamak istiyordur, değil mi ama? belki de sizin sıkıntınızı hafifletecek güzel tavsiyeleri vardır. bi dinlemeden geçmeyin. bu genellemenin bir kısmı yaşlı olmayanlar için de geçerli. 


yan koltuktaki kişi bazen siz olursunuz. ne yapsam etsem de şunla konuşsam, canım çok sıkılıyor, yol da geçmek bilmez ki deyip onunla konuşmanın yollarını ararsınız. peki ya o sizinle konuşmak istemezse, tıpkı sizin daha önceden yaptığınız gibi davranırsa size? kısa ve net cevaplar verip, kulağındaki müziğin sesini yükseltirse? umursanmamanın ne kadar üzücü ve kırıcı bir duygu olduğunu anlatmama gerek yok herhalde. 


anlatacaklarım bu kadar değil aslında. aklımdakiler, üç beş saatte oyalana oyalana yazınca dağıldı haliyle.

0 yorum:

Yorum Gönder