19 Temmuz 2010 Pazartesi

önce polly'si gelir sonra anna'sı

on beş-on altı yaşlarındaki kız, otuzlarında olan kumral kısacık saçlı, mavi gözlü ve gözlerinin içi her daim gülen, bronz tenli kadına hayran olur. kadını daha sık görüp, arkadaşlarıyla sohbetlerini dinlemek için sık sık onun olduğu yere gider. kadının, hayatına, işine, eşine, çocuğuna olan sevgisine hayran kalır zamanla.


bir akşam cesaretini toplar ve karşısına geçer:


-siz... siz nasıl böyle güzel olmayı başarıyorsunuz? kız,sorunun saçmalığını farkındadır.


kadın gülümseyerek:


+pollyannacılık oynuyorum. der ve yüzündeki gülümseme hafifçe düşer. bu esnada kızın gözleri dolar. kadın devam eder; ayrıca, kendi sıkıntılarımı içimde yaşayıp dışarıya hiçbir şey belli etmiyorum, onun da etkisi var tabi. dedikten sonra gözleri dolu dolu bakan kıza sarılır. 


kız bundan sonra yaşadığı her sorunda, sıkıntıda aklına hep bu cümleleri getirir ve sürekli etrafa gülücükler saçan biri olmaya çabalar ama beceremez. hep o içindeki olumsuz taraf baskın çıkar. 


bir gün, ardı ardına gelen kötü olaylara rağmen, kendisini berbat bir halde hissetmesine rağmen etrafındakilere bunu belli etmeden gülümsediğini fark eder. sonunda beklediği pollyanna gelmiştir. 



peki, sırada ne var? 


dinleyelim: redd- keyifli bir gün

2 yorum:

hayatımınherrengi dedi ki...

Ah bende şu ana kadar hiçbiri gelmedi:/

hypnos dedi ki...

henüz zamanı gelmemiştir belki?

Yorum Gönder