16 Mayıs 2010 Pazar

adım adım, yakın

siyah, rugan, yuvarlak burunlu ve bilekten incecik bantları olan yüksek, kalem topuklu ayakkabı, ayakkabının içinden başlayan siyah ve parlak bir çorap, çorabın kopçasının bittiği yerden başlayan daracık, boyu bir karış bile olmayan bir etek, eteğin üzerine dökülmüş bol, fazlasıyla bol, tek omzu dökülmüş beyaza yakın krem rengi incecik kumaştan bir bluz. (dinleyelim)


bluzun üzerinde ince ve uzun bir boyun, boyuna kadar dökülen yarı toplanmış dağınık saçlar, saçlardan aralanmaya çalınmış yorgun bir yüz, yüze yerleştirilmiş kan kırmızı kadar net kırmızı dudaklar ve siyaha çok yakın laciverte boyanmış gözler, gözlerden akmayı bekleyen makyajı yapmış ince parmaklar, parmakların arasında her an düşecekmiş gibi duran bir kadeh, kadehin içinde kırmızı şarap, şarabın sarhoşluğuna kapılmaya başlamış bir kadın, kadının aklında tilkiler, tilkilerden kurtulmaya çalışan kadın, kadına eşlik eden bir kaç şarkı, şarkılardan medet uman bir kadın, kadın kadar gece, gecenin yoğunluğuna hafif kaçmış kadın, kadının kaybettikleri, kayıp bürosundaki afişler kadar dolu fotoğraflara sahip kadın, kadının arkada bıraktıklarıyla oluşmuş bir çöp kutusu, çöp kutusunu eşeleyen kedinin sahibi kadın, kadının tükenmez korkuları, korkuların kemirdiği tırnaklarını gizleyen kadın, kadının uzandığı kanepe, kanepenin ucuna kıvrılmış pis ayaklı kedi, kedinin ayaklarındaki mürekkep lekelerinden nefret eden kadın, kadının yattığı yastıktaki koku, kokulardan odalar yapmış kadın, kadının akışkan zihni, zihnini kontrol etmeyi bırakmış kadın, kadının arzuları, arzularının yazıldığı kağıtları kopartılmış kadın, kadının gözlerindeki yıldızlar, yıldızları tutmaya çalışırken güneş ışıklarını yüzünde hisseden kadın, kadının benliği, benliğini düşselleştiren kadın.



0 yorum:

Yorum Gönder