minibüse bindim, her zamanki saatimden biraz daha geçti saat. sıcak hava bunaltmış yeterince. şarkılar çaldı, yine en çok redd rahatlattı. en önde yer boşalınca oturdum. yanımdaki kalkınca bi sıra kaydım. yanımda ayakta duran biri telefonda konuşuyordu. müzik sesine rağmen onu duyabildim. ne hoş sesi varmış diye düşündüm. sonra yanıma oturdu. şarkılardan artık sıkıldım, inmeme de az kaldı. tam şarkıyı geçtim, yenisi başlamadan bir kaç saniyelik bir boşluk olur ya işte o sırada çocuk bana dönüp; sibel? dedi. döndüm. okuldan 4 senedir tanıdığım, ege'de yaşayan arkadaşım. ilk sorum ne işin var burda oldu? en son 1,5 sene önce evi boşaltmak için gittiğimde karşılaşmıştık. meğer üzerine okulu bitirmiş, askere gitmiş, işe başlamış, başlayalı 3 gün olmuş. bu iş süresinde de bana komşu olmuş. vaktiyle iyi arkadaştık. gözümün önünden geçiverdi hepsi. tuhaf.
istanbul bazen küçük hem de çok küçük olabiliyor. bazen de çok büyük olup yollar engel olabiliyor.
(konuyla alakasız objeler, alakalı renkler)
0 yorum:
Yorum Gönder