birini tanırdım eskiden. tuhaf bi düzeni vardı. böyle de anlatamam ki nasıl olduğunu.
-çayı severdi. akşamları çayına kanyak katıp içmeyi severdi. bu zamanda sigarasını da hoş bi anısı olan ağızlığına takar öyle içerdi.
-zeytinleri severdi ama ev yapımı olanını.
-çorbayı biraz soğuttuktan sonra kaşık kullanmadan kaseden olduğu gibi içerdi. ''bak şimdi göreceğine şaşırma'' derdi her defasında.
-çok güzel yemek yapardı.
-yeşile çalan iri gözleri vardı.
-yeşil ve haki en çok ona yakışırdı.
-ege kokardı.
-türk filmlerini çok severdi. aynı filmi defalarca izlerdi bazen. ama yalnız izlemeyi severdi.
-farklı bi müzik zevki vardı. hiç duymadığım şarkıları mırıldanmaya başlardı bir anda. sesi de fena değildi, dinlettirirdi kendini.
-pek konuşmazdı.
-lafbazdı. susmaması için o konuşmaya başladığında hiç sesimi çıkarmazdım.
-uykuyu severdi ama düzenli uyumazdı. günün her saatinde uyuyabilir, bi kaç gün uyumadan da kalabilirdi.
-kendine değer vermediği zamanda etrafında kimse olmasını istemezdi. kıymetli olduğunu fark ettiğinde neşesi pür olurdu.
-farklı zevkleri vardı. yalnız kalmayı severdi bu işleriyle ilgilenirken de.
-güçlüydü hem de çok.
-esnemez kuralları vardı.
-düşe benzer inançları vardı. kimisi düş değil gerçekti aslında. gerçek olduklarını o da bilirdi.
-onun da dediği gibi ''dilinden anlayana''ydı.



2 yorum:
Lafbazdı& esnemezdi, en çok böyleleri mi can yakar yoksa en çok böylelerine mi vurulur bu yalnızlık?Bilemedim...
bu açıdan düşünmemiştim hiç. yeniden tarttım ve haklısın yerdenuzak. her ikisi de var aslında.
Yorum Gönder