27 Eylül 2010 Pazartesi

adı gaye olsun mu

öhöm öhöm nerde kalmıştık? bunca zamandır pek bir şey biriktirmedim yazmak için. yine eskisi gibi biraz ordan biraz burdan heybeme topladıklarımı döküyorum.


yaz bitti, üstüne eylül geldi, o da geçiyor(bunu eylülün son günlerinde bir kez daha ele alacağım), kış yaklaşıyor. okullar açıldı, yeni sezon başladı, herkes bi koşuşturma içinde. ben de kimi zaman bu telaşa kapılsam da uzaktan izlemek daha keyifli. sabah 7-10 akşam 5buçuk-8 arası kimseye dokunmayın. pimi çekilmiş bomba gibi yürüyor herkes. 


saç bakımıyla ilgili yeni bir şey keşfettim: yılan yağı. aktarlarda satılan bu küçük şişedeki yağı temiz saç diplerine masaj yaparak uygulayıp saçınızı streç film ile sarıyorsunuz. bir kaç saat bekledikten sonra yıkıyorsunuz. hem saç dökülmesini azaltıyor hem de müthiş bir yumuşaklık kazandırıyor. saçtan kayan tarağı gösteren blendax reklamları halt eder bunun yanında. kokusuz üstelik. ayrıca saç dökülmesi için lavanta kürü de uygulayabilirsiniz. 750ml kaynak suda demlenen 1 tatlı kaşığı lavanta ile saçınızı yıkayıp yarım saat bekledikten sonra suyla durulayın. 


saçtan devam edeyim: yaklaşık 2 sene boyunca kullandığım bakır-turuncu renginden sıkılıp kumral-kahve rengine boyadım daha önce iki kez. ancak bakır beni bırakmak istemedi ve alttan inatla çıkmaya devam etti. sonunda isyan ederek siyaha boyadım ben de. sarı ve sarının tonları hariç her rengi denedim galiba:) neredeyse bir ay oldu ve şu siyah renk oturmaya başladı. gözünüzde öyle siyahın en koyusu canlanmasın, daha yumuşak bir renk oldu. sevdim mi? sevdim tamamdır:) 


tatlı badem yağının da kaş ve kirpik diplerine sürüldüğünde gürleştirdiği rivayet ediliyor. bunu 1 hafta denedim, bir faydasını göremedim. sanırım uzun vadede işe yarayan bir yağ. 


bir de çok bilindik bir peeling tarifi vereyim: bir yumurta akını bir tatlı kaşığı toz şeker ile iyice çırpıp yüzünüze sürün. en fazla yirmi dakika beklettikten sonra iyice yıkayın. kuru ciltlere tavsiye etmem ama. 


5yıldır severek, bıkmadan kullandığım siyahtan yeşile geçmeye başlamış, patlamış ''artık seni bırakmak istiyorum'' diyen converselerimi giydim uzun aradan sonra ve fark ettim ki cidden beni bırak diyorlar:




iyi de nasıl vazgeçicem ben bunlardan? siyah ve deri olanını edinene dek bırakmam sizi!


banliyö trenlerinin yenilenmesi çok iyi olmuş. metroya benziyorlar. havalandırma sistemi de daha gelişmiş. 


şu suadiye'deki denizle bütünleşmiş çay bahçesine mutlaka gidin. mutlaka dedim bak.


superman tshirtü istiyorum diye çıldırmıştım bir ara. ertesi hafta da hemen almıştım. ancak büş e söylemeyi unutmuşum ve çok istiyorum diye ondan almış bana. şimdi iki tane superman tshirtüyle kimse tutamaz beni:) diğer hediyesini de tamamlayınca çeker, eklerim.


başlığa isim bulamadım ve bir diyalog sonucu bu çıktı.



alıştırma yazısı için fazla gevezelik ettim, bu kadarı kafi.



0 yorum:

Yorum Gönder