29 Eylül 2009 Salı

filmlerden takılanlar

üstümde pek tarif edemediğim bir gerginlik, sıkıntı var. hoş, altına bakarsam sebepleri de belli değil dersem yalan olur. çok ayrıntı istemiyorum. biraz kabaca olucak, yazma ihtiyacını giderme amaçlı da denebilir.

dün sin city'yi izledim. film gibi değildi. cidden çizgi roman okurcasına aktı. oyuncular, konuşmalar, tespitler ve bunların üzerine cuk oturmuş karelerle film yolunu bulmuş dere gibi aktı. aa bu da mı oynuyor? yok artık bu da mı var derken, yardım amaçlı toplanan ünlülerin yaptığı programlara benzemiş sanki. herkes var=) neticede güzeldi. renksiz renkler muhteşemdi. yapılan makyajlar her bir oyuncuyu kusursuz göstermiş, aynen çizilmiş gibi. harikaydı!


rastgele bakarken bir tane daha film izleyeyim dedim. gözüme little children çarptı. yine kate winslet vardı. ama başroldeki diğer adam; patrick wilson da fena değilmiş hani. keskin yüz hatları var. sarahnın hayatın rutinine kapılmış kendisinin bile farkında olmadığı mutsuzluğu, ilgi eksikliği, brad'in karısının gücü altında ezilmesi ancak ne istediğini daha bilmeyen tavırları, yapmak istediklerini yapamamış olduğundan eline geçen ilk fırsatta o an aklını yitirip işe koyulması ve bu noktadaki bencil tutumu, sapık olarak adlandırılan adamın ise özel hayatının unutulduğu, dışlandığı, hasta olarak kabul edilmeyişi, bunların dışında da dışarıdan kusursuz gibi görünen ama içlerinde her birinin ayrı sorunları olan sözde mutlu aile tablolarını anlatıyor. bana modern madam bovary yi anımsattı ki filmde de madam bovary yi tartışıyorlar zaten. ancak sonunda kadın ölmüyor, herkes kendi hayatına geri dönüyor. sanki hiç bir şey olmamış gibi. ancak tek farklı olan daha da yalnızlaşmaları..
tabi filmin ardından ekşideki yorumları okudum abakalım benim gibi mi düşünülmüş? yoksa filmde başka bir şey mi anlatılmış da ben anlamamışım diye. filmin konusunun klasik türden olduğundan dert yanmış kimileri. böyle..


bugün film izlemeyi düşünmüyodum aslında. ama bakarken hımm şunu izleyeyim diyip the pursit of happyness i açtım. kimin oynadığını, konusunu bile bilmeden izliyorum filmleri. daha şaşırtıcı böyle=) film başlarken will smithi gördüm. yok artık dedim. onun filmi miydi bu? sonradan aklımda onun oğluyla bir film çektiği geldi. hımm belki de buydu. vizyona giren filmler türkçeye farklı isimlerle çevrildiklerinden bişi çağrıştırmadı bana. neyse kareler akmaya başladığında filmin oğluyla olan film olduğunu gördüm. will smith tarzı olan bir şey gibi geldi. ki aslında öyleymiş. will smith tarzı da ne? en son seven pounds u izlemiştim. onda da sorumluluk sahibi, ağır akan ve hani hepimizin bildiği işte şu dram tadındaki filmler. ya da biraz fantastiklik içeren ama yine özünde sorgulatılacak şeylerin olduğu tatta. bu seferki filmde resmen bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı sikermiş gibiydi. adamın başına gelmeyen kalmadı sanki. ama kendisinin de tarif ettiği gibi bu hayatın ''aptal olma'' kısmıydı. ki cidden ne kadar zeki olursan ol aptallaşabiliyorsun. bunun illa bir filmde bahsedilmesine gerek yok=) evsiz kalmaları, karısının gidişi, paralarının tükenişi, iş bulamaması ki bulduğunun da stajerlik olup maaş alamaması... çocuğun muhteşem rol kestiğini de söylemem gerek. etrafta haşarı veletler görmeye alışık olduğumuzdan böyle sakin ve anlayışlı bir velet görünce her dişi bünye güneş gören kardan adam gibi eriyiveriyor. bu çocukta da o var. gelelim filmin sonuna, adam işi elde ediyor ve elde ettiği andaki gözyaşları gerçekten dayanılmazdı, dışarı kendisini atıp da ne yapacağını bilmez tavırları da öyle. üstüne tespit yapamicam şu an hala etkisindeyim=)
filme dair bir ayrıntı; rubik küp. çocukken vardı bir tane bizde, renkleri soyulmuştu. uğraşır yapamazdım. dayım ise süre tut derdi ve yapardı. hayran kalırdım.
ilk gözyaşımı damlatan cümle ise şu oldu; evsiz barınağında(böyle mi deniyo), adamın tarayıcıyı tamir etek için yıkarı çıkacağı ve çocuğa da iyi geceler dediği zaman;
'' when you call me, i'll be here.''

söylemeyi nasıl da unutmuşum şimdi aklıma geldi bu film chris grander adlı bir borsacının gerçek hayatını anlatıyor ki kendisini de filmin son sahnesinde görüyoruz. adam 2006da feci para kaldırmış.

0 yorum:

Yorum Gönder